Türkbilim >> Atatürk >> Atatürkçülük - Dönüştürücü Önder Olarak Atatürk

 

Türkbilim

Türkbilim

 

 

 

DÖNÜŞTÜRÜCÜ ÖNDER OLARAK ATATÜRK

          Büyük değişim ve dönüşüm dönemleri, böyle bir önderlik anlayışını ve bu nitelikleri taşıyan önderleri doğurmaktadır. Bir başka deyişle, büyük değişim ve dönüşümleri yapabilen yöneticiler, dönüştürücü önderlerdir.

         Dönüştürücü önderlik kavramının dışında bir de yöneticilik kavramı vardır. Dönüştürücü önderlik, bir örgüt ya da dizgeyi (sistemi) belli bir vizyon çerçevesinde yeni bir düzleme taşıyan, bir dizgede temel dönüşümler sağlayan önderliktir. Öte yandan yöneticiler, örgüt ya da dizgeler (sistemler) içindeki iç dinamikleri iyi dengeleyerek örgütün önceden belirlenmiş amaçlarına etkili bir biçimde ulaşmasını sağlar. Birisi sistemi varolan durumuyla etkili ve verimli bir biçimde çalıştırmayı amaçlarken öbürü sistemi köklü değişim ve dönüşümlere uğratmayı hedef edinir.

         Dönüştürücü önderlerin işi yeni bir vizyon, dünya görüşü ya da gerçeklik yaratmak, bu yeni gerçeklikle uyumlu yeni standartlar, kurallar, davranışlar geliştirmek, kitlelerin anlayabileceği dilde bunlara ulaşmanın yollarını göstermektir. Önderin yarattığı bu yeni gerçekliğin içinde kitleler yeni anlamlar bulurlar. Kitlelerin yaşamları ve davranışları anlam kazanır, geleceğe ilişkin açık ve kesin beklentileri oluşur. Öbür yandan yöneticilerin davranışları tümüyle farklıdır. Onlar için var olan yapının korunması, var olan kural, değer, standart ve davranışların sürmesi sistemin sürekliliği ve geleceği açısından önemlidir. Bunlar, dönüştürücü bir önderce açık ve kesin bir biçimde belirlenmiş bir alanda yönetmeyi yeğlerler. Bir sistemi dönüştürecek ideolojik ve kuralcı kaygılardan çok var olan dizgenin (sistemin) gerçekleri içinde gündelik uygulama sorunlarıyla ilgilenirler. Bu özelliklerinden dolayı da dönüştürücüler için önder; öbürleri için yönetici tanımlaması kullanılır.

         Önderler için gelecek çok belirsizdir. Önünde sınırları belli olmayan bir yol, bir dizi önceden kestirilmez sorun ve engel vardır. Dönüştürücü önder daha denenmemişe bilinmeyene insanları yönlendirmek göreviyle karşı karşıyadır. Bu da müthiş bir inanç ve hayal gücü gerektirir. Kuşkusuz buna, birikim ve zamanı planlama gibi özellikleri de eklemek gerektir.. Bu donanımlara iye (sahip) etkili dönüştürücü önder, kültür ögelerini, dil, tarih, edebiyat... gibi birçok ögeyi ustaca kullanır. Bu bakımdan dönüştürücü önderlerin içinde yetiştikleri ulusların tarihlerini ve ulusal kültürlerini çok iyi bilmeleri gerekir.

         Hasan Şimşek, toplumsal değişme ya da ulusların yaşam süreçleri içinde iki tür önderin işlevini şöyle belirlemektedir: “Değersel değişim süreci içinde evrimi ve yavaş değişimi temel alan ‘olağan dönem’ yöneticilerle ilerlerken devrimi ve baş döndürücü bir değişimi temel alan ‘değersel değişim dönemi’ dönüştürücü önderlerle yürür. Bu iki yöneticilik biçimi, dizge (sistem), toplum ya da örgütlerin uzun yaşam çizgisinde yer değiştirerek sürer. Her büyük dönüştürücü önder; kurduğu dizgeyi (sistemi), vizyonunu ve ülkülerini bir yöneticiye teslim eder. Dönüştürme işi bittikten sonra dönüştürücü önderin de görevi biter. Çünkü bir dizgenin (sistemin) belirlenmiş yolda işletilip yürütülmesi başka bir beceri ve yetenektir. İşte bu yöneticilerin görevidir. Bu nedenle, dizgenin (sistemin) uzun süreçli yaşamsal çizgisi düşünüldüğünde her iki yöneticilik türü de önemli ve gereklidir. Ancak her dizgenin uzun süreli çıkarları için bu iki yöneticilik türünün de gerekli olduğunu vurgularken bu iki yöneticilik biçiminin uygun zaman ve yerde doğru uygulanmasının gerekli olduğunu anımsatmak isterim. Yani evrimsel ve yavaş değişimin egemen olduğu iç ve dış çevresel koşullarda dönüştürücü önderlik, örgütü ya da toplumu gereksiz serüvenlere sürükleyebilir. Öte yandan içinde bulunduğumuz zaman diliminde olduğu gibi devrimsel ve hızlı değişimin egemen olduğu dönemlerde de yöneticiliği uygulamak dizgenin (sistemin), örgütün ya da toplumun çağını yakalaması, değişimlere ayak uydurması, değişimlerin dayattığı dönüşümleri başarıp kendini yenilemesi anlamında dizgede (sistemde) onulmaz yaralar açabilir. Bu dönemde gerekli olan dönüştürücü önderlik biçimidir.”

         Yukarıda verilen “Dönüştürücü Önder” tanımı dikkate alındığında Mustafa Kemal Atatürk’ün tam anlamıyla büyük bir “Dönüştürücü Önder” olarak ortaya çıktığı ve bu anlamda tarihsel bir işlev üstlendiği rahatlıkla söylenebilir. Atatürk, çağının değişimlerini çok iyi anlamış ve genil (makro) bir dönüşüm gerçekleştirmiştir.

 

Prof. Dr. Ali GÜLER